Kutbüddin Razi Özel Sayısı

Kutbüddin er-Râzî, İslam düşüncesi tarihinde Fahreddîn er-Râzî'den sonra Saduddîn et-Teftâzânî ve Seyyid Şerif el-Cürcânî gibi kurucu metinleri yorumlayan büyük şârihler geleneğinin ilk halkasında bulunur. Mantıkta Tahrîru kavâidi'l-mantıkıyye ve Levâmiu'l-esrâr, genel olarak felsefede el-Muhâkemât beyne Şerhayi'l-İşârât adlı eserleri, yöntem ve meseleleriyle bir bütün olarak felsefî bilimlerin sonraki sürecini derinden etkilemiştir. Nasıruddîn et-Tûsî, Kâtibî, Ebherî, Urmevî ve Adudiddîn el-Îcî gibi filozof ve kelamcılar Fahreddîn er-Râzî'den sonra onun eserlerinde görülen eleştirel düşünceyi ve tahkîk yöntemini dikkate alarak on dördüncü yüzyıl ve sonrasında felsefe ve kelam çalışmalarının mihverini oluşturacak kurucu klasikleri kaleme almışlardır. Benzer şekilde Sekkâkî, Abdülkâhir el-Cürcânî'nin nazım teorisinden hareketle belagati sistemli bir disiplin haline getirmiş, Zemahşerî de aynı teorinin Kurân tefsirine sonraki dönemleri derinden etkileyen nitelikli bir tatbikini yapmıştır. Bu düşünürlerin kurucu klasikleri sonraki nesiller tarafından yorumlanmaya ve yeniden üretilmeye başlanmıştır. Bu bağlamda Kutbüddîn er-Râzî hem mantık ve felsefede hem de belagat ve tefsirde kurucu klasiklerden yorumlayıcı klasiklere geçişin ilk önemli halkasını oluşturur. On dördüncü yüzyıldan itibaren bütün felsefe ve mantık tetkikleri onun Şerhu's-Şemsiyye ve Levami'i ile Muhâkemât'ı üzerinden devam eder. Belagate dair sonraki dönemleri derinden etkileyen iki büyük yorumlayıcı klasik -Teftazânî'nin el-Mutavvel'i ve Seyyid Şerîf'in Şerhu'l-kısmi's-sâlis mine'l-Miftâh'ı- Kutbüddin er-Râzî'nin Şerhu'l-Miftâh'ının derin etkisini taşır. Yine Keşşâf'ın büyük şerhlerinde onun Keşşâf şerhi önemli kaynaklardan biridir. Bu açıdan bakıldığından Kutbüddîn er-Râzî'nin ayrıcı vasfı, İslam'ın ikinci klasik döneminde felsefe, mantık ve belagat gibi alanların yeni ilmî otoritelerine ait görüşlerin yorumunda sonraki dönemlerde devam edecek hâkim tavırları belirlemesidir. Hoca-talebe silsilesinde Îcî ve Teftâzânî arasında yer alması da bu durumu teyit etmektedir. On üçüncü yüzyılın otoriteleri, Gazzâlî öncesine ait görüşleri Fahreddîn er-Râzî'nin açtığı yolda yeniden yorumladığından onların ardından gelen yorumlayıcı klasikler aynı zamanda mütekaddimûn döneminin de yeniden yorumlandığı eserlerdir. Dolayısıyla Kutbüddîn er-Râzî'nin eserleri, İbn Sînâ ve Fârâbî gibi filozofların da görüşlerinin tahkîk yöntemiyle nasıl anlaşılması gerektiğine bir cevaptır. Bu sebeple Kutbüddîn er-Râzî İslam düşüncesi tarihi araştırmalarında çözülmesi gereken en önemli düğümlerden birini oluşturur. Bu amaçla Nazariyat Dergisinin Nisan 2019 sayısının Kutbüddîn er-Râzî özel sayısı olarak çıkarılması planlanmaktadır. İslam düşünce tarihi araştırmacılarının İslam geleneğinin çeşitli alanlarında Kutbüddîn er-Râzî'yle alakalı kaleme alacağı makaleleri bekliyoruz.