Abstract
Aristotelesçi doğa felsefesi, ayrık zorunlu hareket olarak tanımlanan fırlatılan cisimlerin hareketini açıklarken “hareket ettirici ile temas” ilkesi nedeniyle teorik bir açmazla karşılaşmıştır. Bu açmaza yönelik havanın taşıyıcı rolüne dayanan çözüm ise İslam filozoflarınca tutarsız bulunarak reddedilmiştir. Bu makale, İbn Sînâ’nın söz konusu krizi aşmak üzere geliştirdiği “kasrî meyil” teorisinin, hareketin ontolojisine dair köklü bir müdahale olduğunu savunmaktadır. Çalışma, İbn Sînâ’nın meyil kavramını selefi Yahyâ en-Nahvî’nin (John Philoponus ö. 570) teorisinden nasıl ayrıştırdığını tahlil etmektedir. Yahyâ en-Nahvî içsel gücü kendi kendine tükenen geçici bir kuvvet olarak kurgularken, İbn Sînâ meyli cisme eklemlenen ve cisim tarafından korunan kalıcı bir nitelik (keyfiyet) olarak yeniden tanımlamaktadır. İbn Sînâ, boşlukta dışsal bir direnç olmadığı takdirde hareketin sonsuza dek süreceği argümanıyla meylin doğası gereği kalıcı olduğunu kanıtlamaktadır. Sonuç olarak İbn Sînâ, hareketi dışsal bir güce muhtaç geçici bir süreç olmaktan çıkarıp cismin koruduğu bir varlık durumu olarak nitelik haline dönüştürmüştür.