Özet
İslamî elkimya ve madde teorisinin temeli Câbir b. Hayyân’ın (ö. 200/815) eserlerinde bulunur. Câbir, Aristoteles’in
sistemine benzeyen bir element teorisi geliştirmiş, ancak teorinin temelini elementlerden niteliklere aktararak madde
ve cevheri farklı bir şekilde yorumlamıştır. Câbir’in sisteminde nitelikler daha çok “doğalar” (ṭabâ’i‘) terimi ile ifade
edilir. Câbir’in düşüncesinde dört doğa, dört unsuru önceler ve her seferinde farklı iki doğanın cevher ile birleşmesi
neticesinde değişik niteliklere sahip olan dört farklı unsur meydana gelir. Câbir’de doğal dünyanın “ilksel cisimleri”
artık dört Empedoklesçi unsur değil, “dört doğadır”; hava, su, toprak ve ateş bu doğalardan oluşur. Böylece Câbir
dört ilksel Aristotelesçi niteliği somut, bağımsız ve maddesel (corporeal) varlıklar yaparak onlara hakiki elementler
(unsurlar) rolünü vermiştir. Elkimya ilminin temel gayesi olan demir, bakır, kalay, kurşun gibi ecsâdın gümüşe ve
altına dönüştürülmesi (transmutasyon) ameliyesi Câbir’e göre mîzân ilmi çerçevesinde gerçekleştirilir. Bu dönüşümün
esası, merkezinde dört doğa ile bunlara ait belirli oranlar ve ölçüler bulunan bir nedensellik düşüncesine dayanır.
Kimyevî dönüşüme imkân tanıyan nedensellik düşüncesiyle, Câbir elkimyada dönüşüm imkânını inorganik âlemden
organik âleme çok geniş bir mevcutlar alanına çekmeyi de başarmıştır. Bu çalışmada Câbir külliyatı birincil kaynaklar
üzerinden de incelenerek, Câbir’in cisim, cevher ve deneysel nedensellik konusundaki düşünceleri tartışılacaktır.