Makale

Klasik Dönem Kelâmında Dilin Gücü

Özet

Klâsik dönem kelâm kitaplarını incelediğimiz zaman ilk etapta şaşırtıcı gelebilecek husus, kelâmda dile çok büyük önem atfedilmesi ve kelâmî tartışmalarda dilin otorite olarak kabul edilmesidir. Kelâmcılar (mütekellimûn) herhangi bir meseleyi ele alırken öncelikle konuyla ilişkili terimleri dil bilimcilerin (ehl-i lügat) nasıl anlamlandırdıklarını tespit etmekte ve sonrasında meseleyi Arap dilindeki kullanımına uygun bir şekilde izah etme yoluna gitmektedirler. Kelâmcıların dil konusundaki bu hassasiyeti sadece iman, küfür, masiyet ve adalet gibi itikadî konularla alakalı ıstılahları anlamlandırmayla sınırlı olmayıp fizik ve kozmolojiye dair terimleri de kapsamaktadır. Bir başka deyişle klasik dönem kelâmcıları âlem, cisim, cevher, araz, hareket, sükûn gibi kozmolojik terimlerin anlamlarını tespit ederken bunların lügatteki anlamlarını esas almaktadırlar. Bu makale, kelâmcıların, başta kozmolojik meseleler olmak üzere dili neden bu derece otorite olarak gördükleri sorusuna “dil, düşünce ve varlık ilişkisi” bağlamında cevap aramayı amaçlamaktadır. Belki de onlar, çağlar boyunca süren bir tecrübe sonrasında oluşmuş, böylelikle belli bir düşünce tarzı ve dünya görüşünün taşıyıcısı haline gelmiş dil ekseninde bir düşünce sistemi inşa ederek İslâm dünyasını tercüme faaliyetleriyle etkisi altına almaya başlayan Yunan felsefesi ve mantığı karşısında dik durmayı amaçlamışlardı.

Anahtar Kelimeler

Kelâm dil düşünce varlık mantık