Özet
Bu makalede tümeller sorunu, İbn Sînâ ve şârihlerinin eserlerinden hareketle bilgi-varlık ilişkisi bakımından ele
alınmaktadır. Tümeller tartışmasına ilişkin sorunlar, önemli ölçüde İbn Sînâ’nın mahiyet kavramını bir itibar olarak va-
zetmesi, sonra da bir şey olarak kullanmasından kaynaklanmaktadır. İbn Sînâ felsefesinde kendinde mahiyetin bütün
belirli durumları arazlarla karışıktır. Mahiyetin arazlarla karışık olmadığı mutlaklık seviyesi ise ancak bir itibarda ortaya
çıkar ve bu nedenle de haricî ve zihnî arazlardan tamamen soyutlanmış mahiyetin bulunduğu haricî ve zihinsel bir mahal
yoktur. Fakat bir mahiyetin gerek oluş süreci gerekse de fertlerden soyutlanma süreci tasvir edilirken onun dıştaki ferdin
bir parçası olduğu izlenimi verilir. Bu durum, İbn Sînâ sonrasında tümellerle ilgili iki temel sorunun mahiyet teorisi doğ-
rultusunda yeniden ele alınmasına yol açmıştır. Birincisi tümelin zihinde, ikincisi ise dış dünyada bulunuşuyla ilgilidir.
Birinci sorun, bilginin ne olduğu, ikinci sorun ise dışta var olanın ne olduğu sorusunun başka bir ifadesidir. Bu sorunlarla
ilgili olarak bilhassa Fahreddin Râzî’nin gerek İbn Sînâ felsefesinin gerekse kelam teorilerinin imalarını çözümleyen de-
ğerlendirmeleri, İbn Sînâ şârihlerinin tartışmalarını yönlendirerek tümeller sorununu alt başlıklarını tayin etmiş, bilinen
ve var olanın ne olduğuna ilişkin sorunların farklı bir açıdan ele alınmasına yol açmıştır. Bu sebeple makalenin, İbn Sînâ
ve şârihlerinin eserlerinden hareketle cevaplamayı amaçladığı temel soru, bilinen ve var olan şeyin ne olduğudur. Bu
amaçla makalede öncelikle tümeller tartışmasının içerdiği sorunlar öbeğine ve İbn Sînâ’nın bu sorunları hangi bağlamda
ele aldığına dikkat çekilmekte, ardından Fahreddin Râzî, Nasîrüddin Tûsî, Kutbüddin er-Râzî ve Seyyid Şerîf Cürcânî gibi
İbn Sînâ şârihlerinin görüşleri tartışılmaktadır.